Ar-Ge pazarda kalıcı olmanın tek garantisi
01.09.06
Platin
Meteksan Sistem Kurumsal Çözümler ve Yazılım Direktörü Haluk Yücel
2005’te M.. Promise adını verdiği ürün ailesiyle ilgili çalışmalara başlayan Meteksan Sistem’in Ar-Ge departmanının en önemli projesi simülasyon teknolojileri.
Müşterilere hızı ve kaliteyi bir arada sunacak çözümler yaratmak felsefesiyle yola çıkan Meteksan Sistem için Ar-Ge departmanı büyük önem taşıyor. Meteksan Bilişim Grubu’nun Türkiye dışındaki pazarlarda yer almasındaki en önemli faktörün, teknoloji yatırımları olduğunu vurgulayan Meteksan Sistem Kurumsal Çözümler ve Yazılım Direktörü Haluk Yücel, şirketin vizyonuyla ilgili şu açıklamalarda bulunuyor: “Yurtiçinde ve yurtdışında, sektördeki teknolojik gelişmelere hızla uyum sağlayan, kullanıcı ve çalışan memnuniyetini en üst düzeyde tutan, yerli ve yabancı iş ortaklarının tercih ettiği bir dünya şirketi olmak öncelikli hedefimiz.” Ar-Ge’ nin şirketlerin teknolojik üstünlüğü belirleyen çok önemli bir unsur olduğunu ifade eden Yücel, “Ar-Ge pazara yeni ve farklı ürünlerle çıkmanızı sağlıyor ve bu da pazardaki kalıcılığınızı garantiliyor. Aynı zamanda, şirketinizi teknoloji tüketen pek çok firmadan farklı bir konuma yerleştiriyor ve daha güçlü bir mevkide yer almanıza olanak sağlıyor. Ülke ekonomisine yaptığı katkıyla ulusal düzeyde saygınlığınız da artıyor” diyor. Meteksan Sistem’in Ar-Ge departmanı yurtdışından herhangi bir destek almıyor. Tamamıyla kendi kaynaklarını kullanan şirket, M.. Promise ürün ailesinin bir önceki sürümü olan Gökkuşağı Projesi’nde Teknoloji İzleme Değerlendirme başkanlığı’ndan (TİDEB) destek almış.
Yeni ürün ailesi geliştirildi
Şirketin ‘Kurumsal Çözümler ve Yazılım Direktörlüğü’ bünyesinde bir ‘Ürün Geliştirme Grubu’ var. Şirketin bu alanda 2005’te yaptığı çalışmaların en önemli örneğini Haluk Yücel şu şekilde ifade ediyor: ‘2005 yılının başından itibaren farklı ölçek ve sektördeki kurumlara yönelik M.. Promise ürün ailesini geliştirmeye başladık. Bu ürün ailesini oluşturan kurumsal çözümlerimizin tümü veritabanı, platform bağımsız ve çoklu dil desteği sağlayacak şekilde geliştiriliyor. “Ar-Ge ekibinin 2005’te M.. Promise ürün ailesinin altyapısındaki bileşenlerin geliştirilmesiyle ilgili çalışmalar yaptığını söyleyen Yücel, bu alana yönelik çalışmaların hala devam ettiğinin altını çiziyor. Meteksan Sistem’in 2006’daki çalışmaları arasında 2005 yılında ilk adımlarını attığı M.. Promise Framework ürün ailesinin geliştirilmesi yer alıyor. Haluk Yücel projenin özelliklerini şöyle açıklıyor: “Yazılım geliştirme maliyetlerimizi düşürmek ve iş ürünlerinde kaliteyi artırmak uzun zamandır üzerinde çalıştığımız başlıca iki konu idi. Biz kolayca genişletilebilen ve yeniden kullanılabilir bir mimariye sahip sadece kodun değil analiz ve tasarımın da yeniden kullanılabildiği bir ürün ailesinin geliştirilmesine odaklandık.”
Simülasyon teknolojileri…
Meteksan Sistem’in Ar-Ge departmanının geleceğe yönelik yenilikçi projeleri arasında simülasyon teknolojileri konusu yer alıyor. Şu anda simülasyon/simülatör sistemleri ve görsel sistemler üzerinde çalışmalar geliştiren Ar-Ge ekibi, bu sistemlerin hareketli platformlar üzerinde uygulanması çalışmalarına devam ediyor. Simülasyon teknolojilerinin sağladığı avantajların birçok sektör için önemli kullanım alanları olduğuna inanan Haluk Yücel, gelecek dönemde bu alanda başarılı çalışmalara imza atarak Türkiye’de lider bir konuma gelmeyi arzuladıklarını deli getiriyor.
Ankara merkezli Meteksan Sistem’in Ar-Ge departmanı adeta şirketin kalbi konumunda. M.. Promise ürün ailesini 2005 yılında yaratan Meteksan, bundan sonraki çalışmalarını da bu ailenin genişletilmesi üzerine odaklamış durumda…
Marka ve millilik sadakatinden uzaklaşılıyor
Global Pazarda Başarı Öyküleri
Ülkeleri belki de, teknolojiyi kullananlar, teknolojiyi üretenler, teknolojiyi hem üreten hem kullananlar diye üç kategoriye ayırmak mümkün” diyen Meteksan İletişim Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Murat Gün, şunları söylüyor: “ Teknolojiyi kullanan ülkeler, ki Türkiye genel olarak bu grupta yer alıyor, temel olarak teknolojinin sağladığı verimlilikten yarar sağlıyorlar. Ancak teknoloji üreten ülkeler için de birinci derecede pazar konumunda oluyorlar. Teknolojiyi elde etmek için önemli kaynaklar ayırmaları gerekiyor. Salt teknoloji üreten, ancak tüketimi konusunda daha geride olan ülkeler, ki Hindistan buna örnek olacaktır, ülkenin gelişmişlik seviyesinin çok düşük olması ve nüfusun çok büyük kısmının en temel teknolojilerden bile yoksun olarak yaşamasına rağmen, teknoloji konusundaki yatırımları ile gerçekleştirdikleri ihracat gelirleriyle önemli başarılara imza atmaktalar. Son grupta yer alan ve ABD, AB ülkeleri ile ve bazı uzak doğu ülkeleri, hem teknolojinin etkin kullanımını, hem de teknoloji ihracatı ile çok önemli gelirler elde etmektedirler.”
Türkiye’nin bu grupta yer alması için temel olarak üç şeye ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Gün, bunları şöyle sıralıyor: “ Birincisi Global bir vizyon, ülkesel bir strateji, etkin devlet desteği. Şu andaki durum, yetersiz sermaye birikimi, küçük/kısa vadeli hedefleri olan şirketler, teknoloji pazarlaması alanındaki etkisizlik olarak özetlenebilir. Şu anda Türkiye’deki şirketler bu uçurumu bireysel çabaları ile aşmaya çalışmaktadır. Kabul etmek gerekir ki bu yaklaşımın kısa vadede başarılı olması kolay olmayacaktır. Meteksan Bilişim Grubu olarak bu alanda en aktif şirket durumundayız. Bu noktada önemli engelleri aşarken sürecin zorluklarını da bizzat yaşıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz her başarılı proje, sadece şirketimizin adına bir başarı olarak kalmamakta, bir Türk firmasının başarısı olarak diğer Türk firmalarının önünü de açmaktadır. Bu açıdan biz “ Türkiye’nin teknoloji alanında global pazarda başarı öykülerine ihtiyacı var” diyoruz ve global bir marka olma vizyonu ile çalışıyoruz.”
Birçok kategoride olduğu gibi teknoloji konusunda da tüketici davranışları marka ve millilik sadakatinden uzaklaşıyor. Tüketici, net olarak parasının karşılığını istiyor. Bu alanda yapılan yatırımlar, kurumun rekabet avantajını doğrudan etkiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer faktör ise süreklilik konusu. Satın alma sonrasında sahip olunan teknolojinin performansı ve bu performansın sürekliliğinin sağlanması, servis seviyelerinin doğru olarak tespit edilmesi ve karşılanması millilik tercihinden daha önemli olmaktadır. Zaten bu yaklaşım da Türk firmalarının yurt dışında başarılı olması için bir fırsattır.
2006 Basında Biz