Haber Arşivi 2002 Ocak

BT HABER
(Sayı 350, Sayfa 6)

SEKTÖR YİNE GÜMRÜKLERDE HAPİS

Geçtiğimiz ay görüştüğümüz Dış Ticaret Müsteşarlığı yetkilileri bilişim sektörünün 2002 yılında gümrüklerde sorun yaşamayacağına dair söz vermişlerdi. Ancak Sanayi Bakanlığının 21 Aralık tarihinde yayınlanan tebliğleriyle birlikte sektör 2002’nin ilk aylarını yine gümrüklerde geçirecek gibi gözüküyor. Şirketler ithalat yapabilmek için yeni düzenlemeye göre 2002 yılının başından itibaren yeni garanti belgeleri almak ve yurtdışından getirdikleri bütün ürünlerin Türkçe kullanım kılavuzlarını beyan etmek zorunda kalacaklar. Sanayi Bakanlığı, 21 Aralık tarihli Resmi Gazete’de “Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair”, “Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında” ve “Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Esaslarına Dair” olmak üzere üç ayrı tebliğ yayınladı. Yayınlanan tebliğe göre şirketler ithalat ve ihracat için bütün ürünlerine yönelik garanti belgesi almak zorundalar. Ancak sektörü kaygılandıran asıl konu bu değil. Sanayi Bakanlığı yayınlanan bu tebliğ sonrasında garanti belgesi almak üzere kendilerine başvuran şirketleri geri çevirdi. Bakanlığın gerekçesi garanti belgelerinin ancak 31 Aralık’ta Dış Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanacak olan İthalat Genel Müdürlüğü İthalat Rejimi’nin yayınlanmasından sonra verilebileceği oldu. Ortaya çıkan duruma göre Sanayi Bakanlığı şirketlere garanti belgesi vermek üzere işlemleri ancak 2 Ocak 2001 tarihinden itibaren başlatabilecek. Bu işlemler tamamlanıncaya kadar da hiçbir şirket gümrükten mal çekemeyecek.

Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına dair tebliğin başka bir ilginç maddesi ise garanti belgesi alınacak bütün mallar için malın bakım onarım ve kullanımını gösterir Türkçe kullanım kılavuzu bulundurma zorunluluğu. Bu maddeye göre aralarında paket programlar da bulunan her türlü bilişim ürününün ithalatı için bu ürünlerin Türkçe kullanım kılavuzlarının oluşturulması gerekecek. Mala garanti belgesi verilmesi için aranan başlıca şartlar arasında bulunan bu madde gerçekleştirilinceye kadar da şirket garanti belgesi alamayacak. Behçet Envarlı: “Çok ciddi bir ithalat krizi yaşanacak”
Tübisad Başkanı Behçet Envarlı, konuyla ilgili olarak Sanayi Bakanlığı ve DTM İthalat Genel Müdürlüğü’yle aylardır görüştüklerini, ancak çıkan tebliğe göre şirketlerin bu yıl da çok ciddi bir ithalat krizi yaşayacaklarını belirtti.

Tebliğler yayınlanmadan önce kurumlara yaptıkları başvuruda hep olumlu cevap aldıklarını ancak, tebliğlerin hiçbir şekilde görüşler dikkate alınmadan hazırlandığının altını çizen Envarlı şunları söyledi: “İlk tebliğ, genel yeterlik belgesiyle ilgili bir tebliğ. Bunda garanti süresi iki yıldan bir yıla indirilmiş. DTM’nin 31 Aralık’ta yayınladığı ithalat rejimine göre bir gerekçeyle, ithalatta kullanılan yeterlik belgesi olan bakım, onarım ve garanti yeterlik belgesi kaldırılmış. Tebliğde bu yeterince açık değil. Sanayi Bakanlığı bunu kaldırdığını, yerine genel garanti belgesi getirdiğini söylüyor. Buna itirazımız yok. Yalnız garanti belgesi tebliğinde kullanma kılavuzu tebliğine atıf var. Tüm ürünlerin Türkçe kullanım kılavuzunu istiyor. Tercüme edileceklerin arasında paket programlar da sayılıyor. DTM ithalat genel müdürünü aradık, ‘Bizim bu işle ilgimiz kalmadı, bakanlık sorumludur’ dedi. Ancak duyduk ki Sanayi Bakanlığı da DTM’nin yayınlayacağı ithalat rejimi olmadan garanti belgesi vermiyor, ‘İthalat rejiminde bizi ilgilendiren bir konu olup olmadığını görmeden işlem yapmayız’ diyor. Bu 2002’de sektörün canını çok sıkacak.”
Envarlı, bu tebliğe göre 2 Ocak 2002 itibariyle kimsenin ithalat izni olmayacağının ve tüm garanti belgelerinin yeniden alınması gerekeceğinin de altını çizdi. İthalat Genel Müdürlüğü ve Sanayi Bakanlığı kendi arasında anlaşana kadar çok zaman geçeceğini, bürokratik işlemlere bir de ürünlerin kullanma kılavuzlarının Türkçe'ye çevrilmesinin eklenerek sektöre ciddi darbe vuracağını söyleyen Envarlı, “Bu tebliğler yürürlüğe konulduğu anda geçen yıl yaşananların aynısı tekrarlanacak. Çok ciddi bir ithalat krizi yaşanacak, 2001’de zaten darbe almış olan bilişim sektörü bir darbe daha yiyecek. Bu tebliğlerin uygulamaları devam ederse şirket kapanmaları da artar. Avrupa Birliği’ne uyum gibi, bilgi toplumu olma gibi hedeflerden bahsediyorsak başka şeyler konuşuyor olmamız lazım. Üç müsteşarlığın bir araya gelip bir işi koordine edememesinden kaynaklanan bu durum sektörde çok büyük sıkıntı yaratacak” dedi. . Alper Köstem-Meteksan Sistem Genel Müdürü: “Devlet bize gölge etmeye devam ediyor” Meteksan Sistem Genel Müdürü Alper Köstem de tebliğin bu şekilde uygulanamaz olduğunu ve uygulamanın geri çekilmesini beklediklerini belirtti. Bu şekilde kaldığı taktirde uygulamaların bir yerden delineceğini, ya da şirketlerin prosedüre yönelik bir takım şişirme belgelerle bu izinleri almaya çalışacaklarını kaydeden Köstem şunları söyledi: “2 Ocak itibariyle gümrüğe gelen malların en az bir ay gümrüklerde kalacağı aşikar. İşimizin engellenmesi dışında yığınla navlun ve ardiye parası ödeyeceğiz. Bilişim teknolojisi ürünlerinin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini konuşuyoruz hep ama anlamıyorlar. Devlet bize gölge etmeye devam ediyor. Biz şirket olarak böyle bir durum yaşanacağını düşündüğümüz için tedbirlerimizi almıştık. Ocak sevkıyatlarımızı Aralık ayına kaydırıp Ocak’ın ilk üç haftası gümrükten mal çekemeyecek gibi stok yaptık. Ancak bir miktar sıkıntımız olabilir. Ürünlerin kullanım kılavuzlarının Türkçeleştirilmesi ile ilgili yabancı ortaklarımızla çalışıyoruz, ancak bunu uygulamayacak olanlar da var. Neler yaşanacağını bilmiyorum.”
 

BT HABER
(Sayı 350, Sayfa 6)

METEKSAN SİSTEM’E ORTAK GELİYOR

Özellikle kamu projelerinde ağırlıklı olarak yer alan Meteksan Sistem, 2002 yılında yabancı ortakla birleşme ya da halka açılma yoluyla sermaye artırımına gitme kararı aldı. Meteksan Sistem Genel Müdürü Alper Köstem şirketin 2002’deki en büyük hedefinin sermaye artırımına gitmek olduğunu belirtti. Şirketin 2001 yılını 90 milyon dolar ciroyla kapattığını söyleyen Köstem, Meteksan Sistem’in yeni yılda büyük yatırımlara yönelebilmek için yabancı bir ortakla birleşme ya da halka açılma yoluna gideceğini kaydetti. Eğitim yazılımları, Internet, servis grubu ve sağlık sektörüne çok büyük yatırımlar yaptıklarını ve bu yatırımlara devam edebilmek için sermayelerini güçlendirmek gerektiğini vurgulayan Köstem sözlerine şöyle devam etti: “Meteksan Sistem Mayıs 1998’de kurulduğundan bu yana dolar bazında sürekli artan bir ciroya ve kara sahip. Bu da şirketi cazip kılıyor. Daha sağlıklı bir finansal yapıya kavuşabilmek adına bir finansal ortak edinme ya da halka açılma yoluna gideceğiz. Bir süredir konuştuğumuz stratejik yatırımcılar var, onlarla bir noktaya gelebilirsek ortaklık gerçekleştireceğiz. Diğer taraftan halka açılma konusunda Meteksan Sistem’e çok büyük ilgi olacağını düşünüyoruz. Bir yıldır yabancı fonlarla konuşuyoruz, hepsi de bize yatırım yapmak istiyor. Halka açılmak istediğimizde bütün bu fonların ilgisi devam edecektir.” Öte yandan 2002 yılına 40 milyon dolarlık sözleşme aktardıklarını da kaydeden Köstem, kamudaki geniş müşteri portföyüne İller Bankası, SSK, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, EGO, YSK ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü gibi yeni müşterileri de katarak kamudaki ağırlıklarını artırdıklarını söyledi. Köstem sözlerine şöyle devam etti: “2002 yılında kamudaki dış kaynak kullanımı işlerinin artmasını bekliyoruz. Bu alanda da Meteksan Sistem’i çok şanslı görüyoruz. Her ne kadar birçok şirket Ankara’ya yatırım yapsa da Meteksan Sistem’in bu alanlardaki deneyimi, birikimi, yönetimi, köklü şirket politikası ve devleti tanıması Meteksan Sistem’in kamudaki ağırlığının artarak devam etmesini sağlayacak.”
Köstem, sektör genelinde 2001 yılında donanım bazlı satışların kötü gitmesine rağmen grup şirketlerinden Sispa’nın Dell satışlarının dolar bazında arttığını ve şirketin 2001 yılında dolar bazında yüzde 35 civarında büyüme kaydettiğini açıkladı.
 

MİLLİYET
(10 Ocak, Sayfa 8)

TÜRKİYE TV MAIL İLE TANIŞTI

Meteksan Sistem iştiraklerinden MOBİLSOFT, DİGİTÜRK ile birlikte tamamen kendi olanaklarıyla DİGİPOSTA uygulamasını hayata geçirdi

Bilişim sektörünün lider firmalarından Meteksan Sistem iştiraklerinden Mobilsoft, Digitürk ile birlikte Digiposta uygulamasını hayata geçirdi.Uygulama Digitürk ve Mobilsoft’un tamamen kendi olanakları ile Türkiye’de geliştirildi. Digiposta uygulaması ile Digitürk kullanıcıları 521 nolu kanala girerek mail alabiliyor ya da gönderebiliyor. Yine TV üzerinden yakınlarına tebrik karti gonderebiliyor ve cep telefonlarına mesaj atabiliyorlar. TV Mail nedir? Mobilsoft tarafından gerçekleştirilen TV-Mail, dijital TV üzerinde çalışan bir e-mail uygulamasıdır. Kullanıcılar bu uygulama ile standart e-mail uygulamasında mevcut olan bütün fonksiyonlarını (address book, inbox, outbox, attachments vb.) artık televizyonlarından kullanabiliyorlar. Uzaktan kumanda ile her tür işlemi yapabiliniyor.
 

www.turk.internet.com
(10 Ocak)

BEA – METEKSAN İŞBİRLİĞİ ARTIYOR

2001’in başında BEA ile çalışmaya başlayan Meteksan Sistem, çözümlerindeki esneklik başta olmak üzere, BEA’in sunduğu İnternet teknolojilerinin kurumlara önemli avantajlar sağladığına inanıyor. Türkiye’nin en büyük sistem entegratörlerinden Meteksan Sistem ve Bilgisayar Teknolojileri A.Ş., dünyanın önde gelen e-iş yazılım firmalarından BEA Systems’ın çözümlerindeki esnekliğin önemli bir avantaj olduğunu ve 2001’in başında imzaladıkları ortak çalışma anlaşmasından memnun kaldıklarını açıklıyor.

BEA eSolutions Genel Müdürü Bülent Uygur, konuyla ilgili olarak: “Türkiye’nin önemli projelerinde imzası bulunan Meteksan Sistem, 1969 yılından bu yana, bilişim sektöründe yer alıyor. Sektördeki deneyimini göz önünde bulunduracak olursak, bizimle çalışıyor olmaktan duydukları memnuniyetin, bizim için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Meteksan’la birlikte sunduğumuz İnternet teknolojilerinin, kurumlara önemli avantajlar sunduğuna ve ortak başarımızda bu avantajların da önemli bir rolü olduğuna ayrıca inanıyoruz” diyor.

BEA ürünlerini, sundukları projelerin önemli bir bileşeni olarak değerlendirdiklerini belirten Meteksan Sistem Kurumsal Çözümler Satış Danışmanı Coşkun Dolanbay, ise şöyle diyor: “Güvenin ve güvenilirliğin ön planda olduğu İnternet teknolojilerinin entegrasyonunda, müşterilerimize her anlamda uygun çözümler sunma hedefi ile hareket ettiğimiz için BEA çözümlerini önemli bir bileşen olarak görüyoruz. Fiyat, uygulama kolaylığı ya da destek faktörü, İnternet temelli projelerdeki tek belirleyici olamaz. Bunları bir bütün olarak ele aldığımızda, BEA ürünleriyle müşterilerimize çok daha etkin ve verimli hizmetler sunduğumuza inanıyoruz”.

Meteksan hakkında Meteksan Sistem ve Bilgisayar Teknolojileri A.Ş. Türkiye’nin en büyük sistem entegratörleri arasında yer alıyor. Merkezi Ankara’da bulunan Meteksan Sistem, İstanbul ve İzmir’deki Bölge Müdürlüklerinin yanında, Türkiye’nin 23 ayrı bölgesinde konumlandırılan servis ağı ile hizmet veriyor. 1969 yılından bu yana bilişim sektöründeki etkinliğini sürdüren Meteksan Sistem’in, 350’yi aşkın personeli bulunuyor.
 

IT Business
(Ocak, Sayfa 3)

e – TÜRKİYEM BENİM (+)

Ekonomik göstergeleri takip ettiğimiz bir yıl oldu 2001... Toplumun çok önemli bir bölümü, rüyalarında ayemef gördü. Pek çok yeni terim, ‘lingo’muza dahil oldu; ‘Arjantin gibi olasın inşallah’, ‘ayemef çarpsın ki’, ‘likidite sorunum var sevgilim, sinemaya gitmeyelim’ ya da ‘peynir kotasyonuna uyun çocuklar’ gibi... Avrupa Birliği’ne önemli sözler verdiğimiz bir yıl aynı zamanda 2001... Bilişim teknolojileri açısından baktığımızda, e-devlet önemli bir Avrupa Birliği kriteri olarak gündemimize girdi. Haziran 2001’de e-Europeplus dokümanı altına imza attık. Adına da e-Türkiyeartı dedik. E-Türkiye+ aşağı, e-Türkiye+ yukarı geçirdik yılın ikinci yarısını. 2003 yılına kadar yapılması gerekenleri belirlemek ve bu arada ilk altı ayda yaptıklarımızı açıklamak için Şubat ya da Mart 2002 gibi bir rapor hazırlamak için de söz verdik Avrupa Komisyonu’na. e-Türkiye+’nın sahibi arandı. Burada, bilişimcileri tedirgin eden farklı kriterler elbette var; olmalı da. Ancak gözden kaçırmak istediğimiz önemli bir nokta söz konusu; e-Europe+’da yer alan kriterlerin hiçbirisi, AB’ye katılım için bir ‘olmazsa olmaz’ ön koşul olarak genişleme dosyasında yer almamakta; dolayısı ile e-Türkiye+’da yer alan bileşeler de...

Neyse, Sayın Çetin Altan’ın söylediği gibi: “enseyi karartmayalım.”

Aslına bakarsanız, e-Europe+ girişimi, kamunun bilişim yatırımlarına olan ilgisini çok önemli bir şekilde etkiledi: bürokraside ‘yokmuş’ gibi davranmak zorlaştı. Yoksa bugün ortaya çıkan kamu projeleri e-Europe+ ile birlikte belirlenmedi. Devlet Malzeme Ofisi, interneti önemli bir araç olarak kullanmaya başlayalı neredeyse iki yıl oluyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, kurum altyapısını son derece sağlam bir şekilde hazırladı. Vergi Daireleri, Gümrükler, SSK, Bağ-Kur gibi kurumlar ise, projelerinin en uygun kapsamının belirlenmesi konusunda yoğun bir çalışma içerisinde. Mernis, teknolojinin olanakları ile birlikte her gün daha da serpiliyor, güçleniyor.

Kamu ile bilişim sektörünün birlikte çalışması, bu gelişimin en büyük lokomotifi. Bu lokomotif, önceleri kurumların işlerini kolaylaştırmak hedefine odaklanmışken, bu odaklanma bugünlerde, topluma yönelmekte. Bu yönelimi sadece e-Europe+ ile açıklamayı denemek doğru olmayacaktır.

E-Europe+ ışığındaki e-Türkiye+ girişimi, sadece kapsamı ile değil, içerdiği hedeflerle birlikte değerlendirildiğinde daha almamız gereken çok yol olduğu ortaya çıkmaktadır. Örneğin Taylor Nelson Sofres tarafından yapılan “Government Online A National Perspective: Turkey” araştırması (http://kurul.ubak.gov.tr/edevlet/) , bunun önemli bir göstergesidir. Bu rapor, uluslararası bir araştırmanın Türkiye ayağını oluşturmaktadır. Bu rapora göre, Türkiye halkının %3’ü, e-devlet sitelerinden yararlanmaktadır. Bunların çoğu bilgilenmek için interneti kullanırken, 1/3’ü form ya da dilekçe gibi evrakları internet üzerinden temin etmektedir. Raporda beklenmedik olarak değerlendirilebilecek en önemli sonuç şu: Kullanıcıların eğitim ve gelir düzeyi arttıkça, e-devlet hizmetlerinden yararlanmakta bir ‘güven’ sorunu beliriyor. E-devlet kullanıcılarının %59’u ise 25 yaşın altındaki ‘genç’lerden oluşmakta.

e-Europe+ girişimi, önümüze önemli hedefeler koyan bir belgedir. Bununla birlikte, e-Türkiye+ girişimimizde, farklı kriterleri göz ardı edemeyiz. Bu hedeflere ulaşılmasındaki en önemli engel, toplumun bilinçlendirilmesi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bilinçlendirme olmaksızın, internete bağlanıyor olmasına karşın e-devlet hizmetlerinden yararlanmayan %16’nın (aynı araştırma verilerine göre) devletle ‘hiç işinin olmaması’ pek de akla yatkın görünmüyor.

UCLA tarafından sürekli olarak güncellenen “Surveying the Digital Future” çalışmasında (http://ccp.ucla.edu/pdf/UCLA-Internet-Report-2001.pdf), Amerika Birleşik Devletleri için yapılan çeşitli yorumlar söz konusu. Benzer durumlarla bizler de yakın gelecekte karşı karşıya kalacağız; örneğin deneyimli kullanıcılar ve yeni internetçiler arasındaki uçurum sürekli olarak deneyim lehine büyüyor... Deneyimli kullanıcıların beklentilerine yönelik içerik ve kullanım, yeni kullanıcılar için kolay değil. Bir başka nokta, %72’si internet kullanıcı olan ABD’lilerden internete bağlanamayanların en büyük nedeni (%28), bilgisayar ya da benzeri bir internet erişim olanağı bulamamak.

Bu durumda, e-Türkiye+ girişiminin önemi daha da artıyor; mevcut çalışmalarımızı ivmelendirmek, ve bu ivmelenme sırasında da ilk sırada yer alan “herkes için uygun fiyatlı iletişim hizmetleri” maddesini gözden kaçırmamak...

Belki beş yıl sonraki ‘lingo’muza ekler gelir... ‘dieselin kopsun inşallah’, ‘chatlatıcam şimdi bi tane’ ya da ‘datan hek edile e mi....’
Coşkun Dolanbay
Meteksan Sistem A.Ş.
 

TELEKOMİNİKASYON
(Sayı 76, Sayfa 50)

METEKSAN NET, TELEKOM ŞİRKETİ  OLMAYA ADAY

Meteksan Net Genel Müdürü Serdar Kural büyük bir veri transferi işleticisi olduklarını dile getirerek, bu konuda ciddi bir bilgi birikimine sahip olduklarını, ileriye dönük olarak da grubun bir telekom şirketi olmaya en yakın aday şirket olduklarını belirtti.

Yaklaşık iki yıl önce kurulan Meteksan Net, ağırlıklı olarak kurumsal Internet servis sağlayıcılığı hizmeti veriyor.

Meteksan Net Genel Müdürü Serdar Kural, müşterileriyle iş ortaklığı bazında çalıştıklarını ifade ederek, "Müşterilerimizin iş süreçlerinin bir parçası haline dönüşüyoruz" dedi. Kural, büyük bir veri transferi işleticisi olduklarını dile getirerek, bu konuda ciddi bir bilgi birikimine sahip olduklarını, ileriye dönük olarak da grubun bir telekom şirketi olmaya en yakın aday şirketi olduklarını belirtti. Bu ağ işletme bilgi birikimini, rahatlıkla telekom sektöründeki birtakım hizmetleri vermeye yönelik olarak kullanma şanslarının bulunduğunu söyleyen Kural, "Böyle bir vizyonumuz var ama bunu da zaman gösterecek. Uygun olursa Türk Telekom'un özelleştirme ihalesine girecek konsorsiyumların içerisinde yer alabiliriz" diye konuştu.

Kural, ileriye dönük olarak, dünyadaki eğilimlere bakıldığında birtakım Internet uygulamalarını ağ üzerinden çalıştırmaya yönelik bir eğilim olduğunu belirterek, ancak bunun hemen bugünden yarına olacak bir değişim olmadığını kaydetti. Kural konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kullanılan cihazlar zaman içinde değişecek, o cihazlarla kullanılan uygulamaların yeniden yazılıp bu ortama uygun hale getirilmesi lazım. Her türlü cihazla erişilebilecek (GSM telefon benzeri) ağ üzerinde duran uygulamalardan bahsediyoruz. Bu uygulamaların duracağı sistemler, altyapıları çok güçlü olan çözümler olacak. Biz de ileride Türkiye'deki sayılı uygulama servis sağlayıcılarından bir tanesi olmayı planlıyoruz. Burada başka bir boyut daha var; yazılımların buna göre yazılması lazım. Şu anki yazılımları lisans bedeli ödeyerek satın alıyoruz. Halbuki ağ üzerinden kullandığınız zaman o yazılımı ne kadar kullanıyorsanız o kadar ödeyeceksiniz. Lisanslama mantığının baştan aşağı değişmesi gibi bir durum sözkonusu. Yazılım pazarına yönelik bir tarafı da var. Biz ciddi bir altyapı ve ağ (network) işletiyoruz, bu bize ciddi anlamda bir tecrübe sağlamış durumda".Kural, 2000 yılında Internet pazarında inanılmaz bir furya yaşandığını, bunun hem iyi hem kötü tarafı bulunduğunu belirterek, bunun iyi tarafının Internet'i tanımayan insanların bu sayede Internet'i tanımaları olduğunu söyledi. Kural, bu furyanın pazar itibariyle olumsuz tarafının ise kişisel ve ev pazarına giren firmaların çok büyük bir kısmının ne pahasına olursa olsun müşteri sayılarını arttırmak uğruna maliyetlerin çok altında ürün pazarlamaları olduğunu belirtti. Firmaların çok müşteri sahibi olarak şirketlerinin değerini arttırmak yolunu denediklerini dile getiren Kural, "Şirketlerinin borsa değerlerini artırmak, sonuçta borsaya açılarak, aslında parayı oradan kazanmak. Bu bir iş modeli aslında; bu iş modelinin olumsuz tarafı ise 'pazarı yakmak' oldu" şeklinde konuştu. Kural, Meteksan Net'in tamamen kurumsal pazara hitap ettiğini söyleyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kurumlara yönelik iş yapmak çok farklı bir zihniyet gerektiriyor. Her kurumun ihtiyacı farklı. Müşterilerimize sunduğumuz çok ciddi projeler var. Örnek olarak, Türkiye'nin her tarafına yayılmış belli bölgelerde mağazaları olan bir müşterimizi söyleyebilirim. Kurumsal servis sağlayıcı olduğunuz zaman altyapınızın çok kuvvetli olması gerekiyor ve müşteriye güven vermeniz gerekiyor. Biz standart bir ISS (Internet Servis sağlayıcı) şirketinin verdiği hizmetlerin tümünü kurumsal pazara yönelik olarak veriyoruz.
Biz kendi içimizde de bir elektronik iş şirketiyiz. Dolayısıyla kendi geliştirdiğimiz büyük bir otomasyonu kullanıyoruz. O nedenle çok verimli çalışabiliyoruz. Bir de burada geliştirdiğimiz elektronik bilgi birikimimizi platform olarak müşterilerimize açmış vaziyetteyiz. Elektronik iş için gerekli olan teknoloji altyapısı, değişik işletim sistemleri, bütün Web teknolojileri ve elektronik ödeme sistemleri gibi"
 

TELEKOMİNİKASYON
(Sayı 76, Sayfa 9)

e-SİGORTA KOÇSİSTEM, METEKSAN KONSORSİYOMU

Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Sigorta İşleri Genel Müdürlüğü'nün taşra teşkilatının otomasyona geçmesiyle ilgili, e-sigorta (tahmini bedeli 16,5 milyon Dolar) ihalesini Koç Sistem-Meteksan Sistem konsorsiyumu kazandı. Basına açık gerçekleştirilen ihaleye, IBM, SBS, Koç Sistem-Meteksan, Servus ve MNG firmaları katıldı.

SSK Başkanı Gürol Banger, ihaleden önce yaptığı açıklamada, ihalenin, Sigorta İşleri Genel Müdürlüğü'nün taşra teşkilatının otomasyona geçmesini sağlayacak, kısa adı e-sigorta olan proje için 9 Kasım 2001'de ihaleye çıkıldığını belirtti. Banger'in konuşmasının ardından, İhale Komisyonu Başkanı Cemali Telli, firmaların Dolar cinsinden fiyat teklifi mektuplarını açarak, okudu.IBM firması KDV hariç 15 milyon 6 bin 120, SBS 12 milyon 159 bin 188, Koç Sistem-Meteksan 14 milyon 993 bin 541, Servus 15 milyon 698 bin 147, MNG firması ise 15 milyon 385 bin 388 dolar teklif verdi. Daha sonra, en düşük teklif üzerinden açık eksiltmeye geçildi. Açık eksiltmede, MNG, Servus, IBM ve SBS firmaları, kendi istekleriyle ihaleden çekildiklerini açıkladılar. İhaleyi, KDV hariç 7 milyon 980 bin Dolar'la Koç Sistem-Meteksan konsorsiyumu kazandı. Donanım ve altyapı kurulumunu içeren ihaleyle Kurum, e-sigorta hizmeti sunacak. Kurumun sigorta ve ihtiyarlık sigorta müdürlüklerindeki mevcut sistemler Intel tabanlı Microsoft Windows platformuna taşınacak, kablolama ve altyapı hizmeti verilecek. Kurum işverenlerin bildirgelerini Internet üzerinden alacak.

Bu arada SSK Başkanlığı merkezi bilgisayar sisteminin büyütülmesi için 6 Aralık'ta KDV hariç 2,5 milyon Dolar muhammen bedelle, kapalı teklif usulüne göre yeni bir ihale daha açtı. Kurum merkezi bilgisayar sisteminin büyütülmesi için sabit disk, lazer yazıcı ve çizici satın alacak.

Yalnızca internet değil bu değişimin kaynağı; bilgi üretim ve değişim gücü, ekonomide ortaya çıkan bu sınırsızmış gibi görünen değişimin temelini oluşturmaktadır. Internet sadece iş yapma yöntemlerimizi mi değiştirdi? Elbette hayır. Internet, yaşam biçimlerimizi değiştirdi. Yalnızca bilişim sektöründe olanlarımızın değil, tüm toplumun/toplumların yaşamında önemli değişiklikler söz konusu. Bu toplumsal değişikliklere bir ‘Yeni Toplum’ mu demeliyiz? Ya da ‘Internet Toplumu’ mu?Biz, teknolojinin topluma eklediklerini göz önünde bulundurarak bu durumu ‘Bilgi Toplumu’ olarak isimlendirmişiz. Aynı şekilde, bilginin ekonomi üzerindeki etkisini göz önüne aldığımızda da buna ‘Bilgi Ekonomisi’ tanımı verilmekte. Teknolojinin işletmeler tarafından önemli bir araç olarak kullanım oranın artması ve iletişimin bu durumu körüklemesi ile birlikte, onyıllardır süregelen temel düzenlemelerde de önemli ‘delik’ler ortaya çıkmaktadır. Bilgi ekonomisi -ya da bilgi temelli ekonomi- iş yapma yöntemlerini değiştirdikçe, işletmelerin rakipleri üzerindeki gücünü ve etkisini de artırmaktadır.

TBD DERGİSİ
(Sayı 80, Sayfa 140) – Coşkun DOLANBAY

AVRUPA, REKABETİ PAZARYERİ : e’ SİZ OLMAZ

İnternet üzerinde yapılan ticaretin büyük bir oranı, işletmeler arasında gerçekleştirilmektedir ve toplam ticaret hacmi  büyürken, bu oranın çok da fazla değişmeyeceği düşünülmektedir.General Motors, Ford, Daimler Crysler, Renault, Nissan, Oracle ve i2 ortaklığında kurulan ve dünyanın en önemli B2B elektronik pazaryerlerinden birisi olan Covisint’ın Avrupa operasyonları ile birlikte Avrupa  Komisyonu tarafından daha da net anlaşılan durum, teknolojinin beraberinde tamamen farklı rekabet kurallarını getirdiği ve bu kuralların pek çok kritere bağlı olarak değiştiği idi.

Internet üzerindeki faaliyetlerin yasal düzenlemeler, ne yazarın ne de yazının konusu değil. Bu  konular, pek çok kurum ve kuruluşun yanında, Türkiye Bilişim Derneği çatısı altında faaliyetlerini sürdüren bazı Çalışma Grupları tarafından da başarı ile sürdürülmektedir. Bu yazıdaki amaç, elektronik pazaryerlerinin, kapsamı değişen ekonomideki yerinin ve teknolojinin gün geçtikçe baskısı artan rekabette neleri değiştirdiğinin Avrupa Komisyonu açısından özetlenmesidir.

B2B (Business-to-Business, işten-işe) elektronik  pazaryerleri, işletmelere yönelik faaliyetlerini sürdüren kuruluşların internet aracılığı ile ürünlerini sattıkları ve diğer işletmelerden ürün satın alabildikleri ortamlardır. Elektronik pazaryerlerinin trendi, özellikle internet ticaretinde dot-com furyasının son dönemlerinde artmıştır. Dot-com’ların son kullanıcılara yönelik tanımlanması ve pek çok başarısız dot-com şirketinin batmaya başladığı dönemde, 1999 yılından sonra sayıları hızla artan e-pazaryerlerinin bugün 1000’den fazla olduğu tahmin ediliyor. Her ne kadar, toplam ticaret hacminin sadece %1-1,5 gibi küçük bir oranını kapsıyor olsa da, işletmelere sunduğu avantajlar açısından büyük olanaklar sunan e-pazaryerlerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır.

Bu avantajların artması ile birlikte, e-pazaryerlerinin mevcut rekabet ortamındaki yeri önem kazanmaktadır. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi, tedarik zinciri yönetimi ve satın almalarda sunduğu avantajlar ve ikincisi de bu avantajların değerlendirilmesinde ortaya çıkabilecek rekabet problemleri.

Avrupa Komisyonu, söz konusu düzenlemeleri gerçekleştirebilmek için bir dizi etkinliği sürdürüyor; konferanslar ve çalışma grupları, konu üzerine odaklanmış durumda. Ancak asıl çalışma, olanlardan öğrenmek şeklinde gerçekleşiyor. Mevcut rekabet ortamı kapsamındaki belirlemeler ve European Community Merger Regulations ışığındaki düzenlemeler, e-pazaryerleri konusundaki gelişmeleri düzenlemekte kullanılan önemli kaynaklar.Avrupa Komisyonu’nun konu üzerinde çalıştığı temel rekabet sorunu, e-pazaryerlerinin, ‘geleneksel’ pazarlar ile rekabet halinde olup olmadığının belirlenmesidir. E-pazaryerleri, mevcut pazarlar için yeni bir kanal mıdır, yoksa tamamen yeni bir pazarı oluşturmakta ve kendi kurallarını belirlemekte midir?

Bu gün için ortada  bulunan örnekler, geleneksel anlamda pazarların birer uzantısı görüntüsünü ortaya çıkarmaktadır. Maliyetlerin düşürülmesi ve tedarik zincirinde kritik bir halka olarak e-pazaryerlerinin işletme bünyesine eklenmesi, bugün için olmasa bile, orta vadede ayrı bir pazar ortamı haline gelecek ve kendi kurallarını tanımlayacaktır. Pek çok analistin ortak görüşüne göre, e-pazaryerleri, bugünkü ticari faaliyetlerin yerine geçecek.

E-pazaryerleri’nin ortaya çıkardığı bu avantajların değerlendirilmesinde söz konusu olan temel rekabet kritelerinin belirlenmesi, tam olarak diğer teknoloji uygulamalarında olduğu gibi, yasal çerçeveye alınması son derece güç bir işlemdir. Ancak yine de e-pazaryerlerinin doğasından kaynaklanan temel noktalar söz konusudur ve rekabet kapsamındaki belirlemeler, Avrupa Komisyonu tarafından bu noktalar üzerinde değerlendirilmektedir.


Bu noktalardan ilki, bilgi güvenliğidir. Bilgi değişimleri sırasında, gerek değiştirilen bilginin ve gerekse de işletme bilgilerinin korunması, rekabet kavramında önemli bir bileşendir.

İkinci nokta, farklı işletmeler tarafından gerçekleştirilebilecek olan ortak satınalma işlemlerinin kısıtlanmasıdır. Bu kısıtlama, Komisyon  tarafından daha önce hazırlanan ortak girişim belirlemeleri kapsamı çerçevesinde uygulanmaktadır.

Üçüncü nokta, e-pazaryerinin ortakları ve bulunduğu pazar üzerinde yaptırım gücü uygulamamasıdır. Avrupa Komisyonu’nun yaklaşımı, bu madde üzerinde bir istisna oluşturmayı ve başlangıç aşamasında bir e-pazaryeri için çeşitli esneklikleri değerlendirmektedir. Özellikle e-pazaryeri ortakları ya da müşterileri ile gerçekleştirilecek olan özel anlaşmalarda bu kapsam değerlendirilmektedir.

Dördüncü ve son nokta, e-pazaryerinin ilgilenen her kurum, kuruluş ve kişiye açık olması gerekliliği olarak ortaya çıkarılmaktadır. Özellikle bazı e-pazaryerlerinin bulundukları sektörede belirleyici duruma geçmeleri halinde, bu düzenlemenin önemi daha büyük önem taşımaktadır.

Bilinen bir noktayı yinelemekte fayda var; Avrupa Komisyonu da, aynı diğer yasal düzenleyiciler gibi, bilişim alanındaki gelişmeleri geriden izleyebilmektedir. Bu da, gelişmelerin kendi kurallarını beraberinde getirmelerine ve ‘etki-tepki’ kavramına yol  açmaktadır. Bir sorun çıkana kadar, düzenleme çalışmaları tamamlanmamıştır. Sorun çıktığında tamamlanmış olan düzenlemeler güncelliğini yitirmiştir.

Her ne kadar ülkeler arasında farklılık gösterse ya da kesin çerçevesi belirli olmasa da, e-pazaryeri yöneticisinin sistem yasallığı açısından üç ana bileşen şeklinde ele alması yararlı olacaktır:

İş yaşamının geleneksel yasal kapsamı

Kullanım yöntemlerinin belirlenmesi

3.Internet aracılığı ile sürdürülen ilişkilerin mevcut yasal çerçeve ile uyumu

e-pazaryerleri konusu, işletmeler arasındaki faaliyetleri kapsadığından dolayı, gerek temel yasal düzenlemeleri ve gerekse de faliyetlerin düzenlenmesinde mevcut uygulamalardan çok farklı ele alınmamaktadır. Gelişmeler göstermektedir ki, e-pazaryerlerinin sayısı kısa dönemde azalmaya başlayacak ve orta vadede belirli e-pazaryerleri, sektörel anlamda son derece kritik bir rekabet gücü elde edecektir. Bu da Avrupa Komisyonu’nun odaklandığı ve hazırlıklarını sürdürdüğü konuların başında yer almaktadır.

Kaynaklar:

Dolanbay, Coşkun, E-Ticaret: Strateji ve Yöntemler, s.229-230 Meteksan Sistem Yayınları, 2000

European Commission Competition Policy Newsletter, October 2001, Number:3

Urrutia, Bernardo, UIMP Workshop Paper, July 2000, EC Telecommunication Unit of DG
 


TBD Dergisi
(Sayı 80, Sayfa 43) – Mustafa ATİLLA

ANKARA CYBERPARK

Ankara Cyberpark başlangıçta ileri teknoloji özellikle de yazılım ve bilgi teknoloji ürünleri geliştirilmesi düşünülen bir serbest bölge projesi olarak tasarlanmış, daha sonra 26 Haziran 2001’de kabul edilen 4691 sayılı yasa sonrasında teknoloji geliştirme bölgesi statüsünde kurulması düşünülen bir girişim olarak Bilkent Üniversitesi ve Bilkent Holding bünyesinde yer alan altı şirketin iştirakiyle Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi Kurucu ve İşletici Şirketi kurulmuş ve çalışmalara başlamıştır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığına 15 Ağustos 2001 tarihinde Teknoloji Geliştirme Bölgesi kuruluşu için bir ön başvuru yapılmıştır.

Söz konusu projenin geliştirilmesinde Bilkent Üniversitesi ve Bilkent Holding uzmanlarının yanı sıra Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfının (TTGV) sağladığı danışmanlık yardımı çerçevesinde bu alanda uluslar arası birikme sahip  yabancı danışmanların da yer aldığı bir proje planlama ve çalışma ekibi kurulmuştur. Bu ekip çalışmalarının sonucu olarak detaylı iş planı hazırlanmıştır. Planlamada öngörülen toplam teknopark alanı büyüklüğü iki faz sonucunda 220 hektardır. Başlangıçta teknopark alanı içindeki hazır 12,000 m2 ofis alanı girişimciler için kullanıma açılacaktır. 10 yıl içinde yapılması hedeflenen toplam kapalı alan 200,000 m2 dir (%60 ofis, %25 endüstriyel alan ve %15 depolama alanı). Bölgede yaratılması beklenen BT uzmanı istihdamının on yıl içinde 12,500 kişiye ulaşması beklenmektedir. Bu süre içersinde bölgeye gelecek veya  bölgede kurulması beklenen şirket sayısının 400 olması beklenmektedir.

Bölgeye gelmesi beklenen toplam yabancı sermaye miktarı 300-550 Milyon BD Doları olarak tahmin edilmektedir. Bölgede yaratılacak katma değerin on yıl sonunda yıllık 1 Milyar ABD Doları olacağı öngörülmektedir.

Misyon

Ankara Cyberpark’ın misyonu fayda sağlayanlarının (Bilkent Üniversitesi ve diğer bölge üniversiteleri, yüksek teknoloji alanında çalışan firmalar, üniversite öğretim üyeleri, öğrenci ve mezunlar, ARGE ihtiyacı olan ve/veya faaliyet gösteren bölgedeki kamu kurum ve kuruluşları) mevcut kaynaklarının daha verimli kullanılması veya onlara kaynak yaratılması amacıyla, ileri teknoloji ve yazılım geliştirme alanında faaliyet gösterecek firmalara, bu alanda araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan üniversite, kamu ARGE kuruluşları gibi tüm tüzel ve özel kişilere en uygun koşul ve maliyetler çerçevesinde dünya kalitesinde etkin teknopark hizmetleri, altyapı imkanları, teknolojik üretim ve sosyokültürel amaçlı kullanılabilecek bina tesisleri sunmak ve bu yolla bir mükemmellik merkezi oluşturmaktır. Ankara Cyberpark bu misyonuna başta ileri teknolojiler alanında çalışan yerli ve uluslar arası şirketleri bir araya getirerek aralarında ve üniversitelerle sinerji yaratmalarını sağlayan mekanizmalar kurarak ve ileri teknoloji üretme potansiyeli olan yeni şirketlerin kurulması ve mevcut küçük şirketlerin büyümesi teşvik edilerek ulaşacaktır.

Vizyon

Ankara Cyberpark sadece bir üniversitenin teknoparkı olarak tasarlanmamıştır. Ankara Cyberpark Tüm Ankara Metropolünün teknoparkı olacak özellikle yazılım, elektronik, savunma teknolojileri konusunda bir konsantrasyon merkezi olacaktır.

Çevreye saygı ve duyarlılık en önemli sorumluluklarından biri olacak ve kurulacak tüm yapı ve tesislerin çevre duyarlılığı en öncelikli koşulardan biri olacaktır.

Ankara Cyberpark uluslararası piyasalara bir açılım kapısı olacak ve yüksek teknoloji ürünlerinin yurt dışına pazarlanması ve yabancı sermayenin ülkemize çekilmesi için özel bir örgütlenmeye sahip olacaktır.
 

TBD DERGİSİ
(Sayı 80, Sayfa 32) – Turhan MENTEŞ

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİ / TEKNOPARKLAR

Sanayileşmiş ülkelerde, yeni teknolojileri üretmek için başlatılan dev projeler, değişik uygulamalara açık, çok amaçlı girişimlerdir ve bunların tümünde devletin etkin bir biçimde yer aldığı görülmektedir. İlk girişimlerin başlamasında ön ayak olan devlet, gelişmeleri desteklemekte ve bu projelerin ürünleri için pazar yaratma işlevini de üstlenmektedir.

Tüm dünyada, özellikle son 30 yıl içinde, elde edilen bilimsel bilginin teknolojinin hizmetine en kısa sürede sunulabilmesinin önemi göz önünde tutularak bilim ve teknolojide bir entegrasyona gidilerek başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde ve yeni sanayileşen ülkelerde bilim ve teknoloji parkları oluşturulmuş ve bugün sayı olarak 1000’e yaklaşmıştır. Bunlara genel olarak teknopark denilmektedir. Yaygın olarak bilim ve teknoloji parkları olarak da adlandırılan bu parkların faaliyetleri temel olarak benzer olmakla birlikte içerdikleri faaliyetlere göre ülkeden ülkeye isimlendirmede farklılıklar görülmektedir.

ABD ve Norveç’te araştırma parkı, İngiltere’de bilim parkı, yenilik merkezi, teknoloji borsası, Almanya’da teknoloji merkezi, Fransa’da teknopol, Japonya ve İtalya’da teknopolis olarak isimlendirilmektedir.

ABD’de bugünkü anlamda ilk teknopark örnekleri North Carolina Eyaletinde kurulan Araştırma Üçgeni Parkı (Research Triangle Park) ve Massachusetts Institute of Technology (MIT) çevresinde kurulan 128 sayılı Karayolu (Route 128) ve Kaliforniya’da Stanford Üniversitesi yanındaki Silikon Vadisi (Silicon Valley)’dir.

Research Triangle Park 1959 yılında kurulmuştur. 1965 yılında IBM ve EPA şirketleri de buraya yerleşmiştir. 1994 yılı Mart ayı itibariyle 65 araştırma şirketi, 55 hizmet şirketi ve 34 000 çalışanı vardır.

Silicon Vadisinde ise çoğunlukla bilgisayar ve elektronik alanda çalışan 3 000 kadar küçük ve orta büyüklükte firma bulunmaktadır.

İngiltere’de kurulan ilk teknopark Heriot-Watt araştırma parkıdır. Aynı yıl Cambridge Bilim Parkı da kurulmuştur. 1972’den sonra 10 yıl kadar başka park kurulmamıştır. 1982 yılında Merseyside Bilim Parkı, 1983 yılında Aston, Bradford, Leeds ve Glasgow Bilim Parkları, 1992 yılında Emmerson Bilim Parkı ve Cranfield Teknoloji Enstitüsü kurulmuş ve 1992’de bilim parkı sayısı 40’a ulaşmıştır. Cambridge Bilim Parkı İngiltere’nin en büyük bilim parkıdır.

Fransa’da halen 20’nin üzerinde yeni teknoloji merkezi kurulmuş ve kurulmaktadır. En büyükleri Sophia Antipolis, Grenoble-Meylan ve Toulouse’tadır. Sophia Antipolis Teknoloji Parkı 1969 yılında kurulmuştur. 1005 şirketi barındıran dünyanın en başarılı örneklerinden biridir. Ana faaliyet alanları bilgisayar ve uzaktan veri işleme, elektronik ve otomasyon, tıp, eczacılık, kimya, biyoteknoloji ve eğitimdir.

Japonya’da teknopolis olarak adlandırılan bu tür merkezler merkezî hükümet tarafından desteklenmektedir. MITI (Uluslararası Ticaret ve Sanayi Bakanlığı) teknopolislerin kurulmasında etkin rol oynamaktadır. Ayrıca Avustralya’daki teknopolislerin kurulmasına da öncülük etmektedir.

Yeni sanayileşen ülkeler arasında Çin, bu konuda çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır. İlk olarak 1985 yılında Shengzhen Bilim ve Teknoloji Parkı kurulmuştur. Bugün Çin’de 52 adet yüksek teknoloji geliştirme bölgesi bulunmaktadır.

Teknoparklar sadece bu ülkelerde değil, sanayileşme hamlesi yapmak isteyen birçok ülkede yaygın olarak bulunmaktadır.

Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin öncelikli amaçları üniversiteler ile kamu ve özel araştırma kurumlarındaki bilim ve teknoloji altyapısını sanayi sektörü başta olmak üzere ekonomik faaliyetlerle bütünleştirerek geliştirmek, genç ve yeni girişimciler ve küçük ve orta ölçekli sanayicilerimizin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak ve yeni ürün ve üretim süreçlerini geliştirme olanakları yaratmaktır. Böylece hızlı teknoloji transferinin yanında, yenilikçi ürün ve üretim anlayışı yaygınlaştırılarak, ülke bilim ve teknoloji kaynakları, özellikle üniversitelerin araştırma-geliştirme potansiyelleri, sağlanacak etkin üniversite-sanayi işbirliği ortamlarında, sanayinin rekabet gücünü geliştirerek, ekonomik hayatı ileri teknoloji yoğun mal ve hizmet üretimine yönlendirebileceği öngörülmektedir..

6 Temmuz 2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Teknoloji Geliştirme Bölgeleri kanunu, benzer fırsatı ülkemiz için de sunmaktadır. Hazırlanan bu Kanun ile bilgi ve teknoloji yoğun üretim ve girişimcilik desteklenerek;

- Araştırma-Geliştirme faaliyetlerini artırmak, ekonomik gelişme ve bölgesel kalkınmaya katkıda bulunmak,

- Girişimcilik ruhunun atılıma geçmesini sağlayan girişimcilik eğitimini ve yeteneğini geliştirmek,

- Yenilikçi hizmet ve mal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve yaygınlaştırmak, böylece rekabet gücünü artırmak, bilgi ve teknoloji yoğun mekânlarda yeni sanayilerin kurulmasını teşvik etmek, böylece ileri teknolojiye sahip yatırım alanlarının gelişmesi ile eğitilmiş, vasıflı işgücü istihdamına da katkı sağlamak,

- Mevcut AR-GE gücünü ve teknolojik altyapıyı ekonomik hayatla birleştirmek amacıyla Teknoloji Geliştirme bölgelerinin Devletin bilim ve teknoloji geliştirme politikalarına uygun olarak oluşturulması hedeflenmiştir

Bu Kanun çerçevesinde Teknopark veya Teknoloji Geliştirme bölgesi ise yüksek / ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE Merkez veya Enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticarî bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsü içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği site olarak tanımlanmaktadır.

Kanunun sağladığı destek ve muafiyetler

Yazılım ve AR-GE’ye dayalı üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar beş yıl süre ile gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu süre Bakanlar Kurulu kararı ile 10 yıla kadar uzatılabilir.

Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri, Bölgenin kuruluş tarihinden itibaren 10 yıl süre ile her türlü vergiden istisnadır.

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince bu bölgelerde AR-GE faaliyetlerinde bulunan kişi, kurum veya kuruluşlara makbuz karşılığı sponsor olarak yapılan bağış ve yardımlar toplamı vergi matrahında indirim konusu yapılabilecekdir.

Bu bölgelerin veya bu bölgelerde yer alan işletmelerin kuruluş ve işletme safhalarında istihdam edilecek personel, mensup oldukları üniversite, kamu kurum veya kuruluşlarının izni ile, sürekli veya part-time çalıştırılabilir. Yönetim ve teknik hizmetlerde sürekli çalıştırılacak personel, emeklilik ve terfileriyle ilgili özlük hakları saklı kalmak kaydıyla ücretsiz izinli sayılırlar. Üniversite mensuplarının bölge ve bölgede yer alan girişimci ve üretim birimlerinde çalışarak elde ettikleri gelirleri, üniversiteler döner sermaye yönetmeliklerinin dışında tutulur. Bu muafiyetlerden yararlanabilmek için şirketlerin mutlaka belirlenen bölgede faaliyet göstermeleri gerekmektedir. Yukarıda sayılan destek ve muafiyetlerin istenen amaca ve hedefleri gerçekleştirmede ne kadar yeterli olacağı konusunda çeşitli eleştiriler yapılmakta ve kanunun uygulamasında karşılaşılacak sorunlar çeşitli taraflarca dile getirilmektedir.

Bunlar kısaca özetlenecek olursa,

Geçici madde ile daha önce teknopark statüsünü almış ODTÜ ve TÜBİTAK MAM teknopark olarak kabul edilmişlerdir. Bu teknoparkların bünyesinde yer alan şirketler hemen destek ve muafiyetlerden yararlanabilmektedirler. Örneğin ODTÜ teknoparkında doluluk sağlanmış yeni işletmelerin yer alabilmesi için yeni yatırım yapılmaktadır.

Yeni kurulacak teknoparkların bu muafiyetlerden yararlanması zaman alacaktır. Kanunu öngördüğü ve 6 ayda hazırlanacağı belirtilen yönetmelikler yeni teknoparkların kurulmasını zorlaştırabilir veya kuruluş süresi şekli zorunlukların yerine getirmesi nedeniyle uzun olabilir. Beş yıllık bir muafiyet süresinde kuruluş süresinin 1-2 yıl sürmesi kanunun istenen amacı ve hedefleri gerçekleştirmesini daha baştan olanaksız kılacaktır.

Teknoparkların genellikle üniversite bünyelerinde kurulacağı ve üniversitelerin kendi üniversite personelini kullanma konusunda şirketlere zorlama yapabileceği söylenmektedir.

Yasada AR-GE personeli tanımının pek açık olmaması ve firmaların sadece AR-GE personelinin muafiyetlerden yararlanması nedeniyle şirketlerin sadece AR-GE personelini bu bölgelerde tutacağı ana birimlerini bu bölgelere getirmesinin pratikte yararlı olmayacağı veya bütün personelini bir şekilde bu sıfata uygun duruma getirmek için zorlamaların yapılacağı ileri sürülmektedir.

Yasa muafiyet ve desteklerinin Serbest Bölgeler kanunu ile karşılaştırıldığında avantajlı olmadığı aksine serbest bölgeler kanununda süre kısıtlaması KDV muafiyeti gibi avantajı olduğu söylenmektedir.
 


BT HABER
(Sayı 354, Sayfa 8)

KAMU İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT

Outsourcing, ya da Dış Kaynak Kullanımı, bir organizasyonun bünyesinde yer alması kaçınılmaz olan ve kendi kaynakları tarafından da gerçekleştirilebilecek faaliyetlerin, herhangi bir nedenle, konusunda uzman olan dış kaynaklardan sağlamasıdır.

Kamu kurum ve kuruluşlarının bilişim teknolojilerinden yararlanma oranı sürekli olarak artmaktadır. Gerek duyulan ihtiyaçlarda ortaya çıkan bu artış, ve gerekse de sürekli gelişim, her türlü orgnizasyonun en uygun kapsamda bu olanaklardan yararlanamamalarına neden olmaktadır. Bu nokta, dış kaynak kullanımının kamu kurum ve kuruluşlarında önemli bir fırsat yaratmaktadır.

Dış kaynak kullanımının kamu kurumları açısından bakıldığında getidiği en  önemli avantajlar şunlar olarak değerlendirilmektedir:

Kurum tarafından sunulan hizmet kapasitesinin artırılması

Gereksinimlerin daha hızlı benimsenmesi ve uygulamaya geçirilmesi

Teknolojik gelişimlerden faydalanılması

Maliyetlerin tam olarak belirlenebilmesi

Personel gereksinimlerinin tanımlanabilmesi

İş yapmak kadar, onu kontrol altında tutmak her gün daha zorlaşmaktadır. Bu çalışma ortamında, satın almak yerine kiralamak, gerek ilk yatırım gereksinimlerinde ve gerekse de süreklilik ve iyileştirmelerde önemli bir esneklik sunmaktadır.

Kurumlar, dış kaynak kullanımı temelinde organize edecekleri bilişim faaliyetlerinin özellikle uygulama kapsamının belirlenmesi ve denetlenmesinde son derece kritik değerlendirmelerde bulunmalıdırlar. Dış kaynak kullanımı esasındaki faaliyetlerde, kurum içi görev dağılımı genelde şu şekilde açıklanmaktadır:

İlgili birimler, günlük faaliyetlerin yürütülmesi ya da denetlenmesi ve geliştirme gereksinimlerinin tanımlanması

Bilgi İşlem Birimleri, uygulama politikalarının belirlenmesi, stratejik planların denetlenmesi ve kontrol altında tutulması, üst yönetim ile bilişim sistemleri arasındaki köprüyü oluşturması ve birimler arası koordinasyonun sağlanması

Ticari işletmeler ya da kurumlar açısından bakıldığında, dış kaynak kullanımı yolu ile elde edilebilecek çözümler, ana başlıklarında önemli bir farklılık göstermemektedir:

Uygulama geliştirme ve bakım

Bilişim donanımları satın alma, yönetim, bakım

Yardım ve destek servisleri

ERP uygulamaları

Veri merkezi uygulamaları

Proje temelli çözümler

Söz konusu kapsamdaki dış kaynak kullanımı, sadece teknolojik bileşenlerden oluşmaz. Belki bundan daha da önemlisi, işletme faaliyetlerini doğrudan etkileyen prosedürlerin başarı ile uygulanabilmesi ve sürdürülmesi, işletme bilgisinin teknolojiyi uygulama bilgisi ile eş düzeyde olmasını gerektirmektedir. Metadata verilerine göre, 1998’den bu yana, yılda ortalama %25 büyüyen dış kaynak kullanımı hizmetlerinde ilk tercih ERP sistemleridir. Yine aynı kaynağa göre 2002 yılında, geliştirilmesi, uygulanması ve sürdürülmesinde gereken bilgi birikimi nedeni ile, ERP sistemlerinde dış kaynak kullanımı tercihinin büyük boyutlu kurum ve firmalarda %60’a yakın olacağıdır.Türkiye’de dış kaynak kullanımı yolunu tercih ederek, bu faaliyetlerinde Meteksan Sistem’i tercih eden, ve e-devlet yolunda ilklere imza atan kurumlar bulunmaktadır. DMO, 2000 yılından bu yana, www.dmo.gov.tr adresinden, yılda yaklaşık 50 bin adet bastığı kataloğundaki her bilginin eksiksiz ve güncel olarak müşterilerine sunulması amacı ile Meteksan Sistem Dış Kaynak Hizmetlerinden yararlanmaktadır.

Meteksan Sistem, Türkiye’nin en büyük ERP projesini de dış kaynak kullanımı olanakları ve finansal çözümleri ile birlikte İzmi Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (İZSU) sunmaktadır. Tamamı dış kaynak kullanımı yolu ile gerçekleştirilen prrojeler, her iki kuruma da, yukarıda yer verilen tüm avantajları sunmaktadır.

Türkiye’de dış kaynak kullanımı konusundaki yasal düzeenlemeler, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi gelişmiş  durumda değildir.Ancak şu noktanın önemini her noktada vurgulamak çok kritiktir: Dünyanın hiçbir ülkesi, bilişim teknolojileri ve uygulamaları konusunda gerekli düzenlemeleri, endüstriyel gelişmelere paralel olarak sürdürememektedir. Temizlik, güvenlik ya da araba kiralamak da bir dış kaynak kullanımıdır; bilişim teknolojileri, doğrudan kurum faaliyetlerini etkilediğinden dolayı, bu kapsamı genişletmektedir. Yasal kapsam, her türlü dış kaynak kullanımında önemli kısıtlar taşımaktadır. Mevcut ekonomik durum göz önüne alındığında, dış kaynak kullanımının sunduğu avantajların tam olarak değerlendirilmesi gerekliliği büyük önem taşımaktadır ve gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Coşkun Dolanbay
cdolanbay@meteksan.com.tr

Bağlantılı Sayfalar:

Haber Arşivi 2002 Şubat
Haber Arşivi 2002 Mart
Haber Arşivi 2002 Nisan
Haber Arşivi 2002 Mayıs
Haber Arşivi 2002 Haziran
Haber Arşivi 2002 Temmuz
Haber Arşivi 2002 Ağustos
Haber Arşivi 2002 Eylül
Haber Arşivi 2002 Ekim
Haber Arşivi 2002 Kasım
Haber Arşivi 2002 Aralık
Basında Biz 2002
Yüzlerin Coğrafyası
EMC İŞ ORTAKLARINA YÖNELİK YENİ EĞİTİM PROGRAMINI BAŞLATTI
Interpro bilişim ödülleri heyecanı başladı
İhracatın yeni yıldızı
Nişanlar artıyor
Yüzlerin coğrafyası
İhaleler incelemede
Bahçeşehir Kolej'inde Hyperclass
Meteksan Simülatör Dünyasında
Çocuklara Yardım Eli
Yuvalar bilgisayarlarına kavuşuyor
Muhtaçlara bilgisayar
Yuvada sizinde bir bilgisayarınız olsun
Her yuvaya bilgisayar
Azerbeycan'a teknoloji çıkartması
Turkcell 'Kurumsal' atakta
Adını dağlara yazdı
Azerbeycan'a Mobilsoft imzası
Benim işim Mobilsoft
Tunç Fındık'la dağcılık üzerine
Savaş dağlarına barış için tırmandı
Taliban'a inat barış tırmanışı
Siemens'e soğuk duş
Sektörde keyifli dakikalar
Eğitimde AB'ye ulaşmak için daha yolumuz uzun
Karakurum'da Atatürk buzulu
Tanrılarınn tahtına yolculuk
Tunç Fındık barış için Pakistan dağlarında
Meteksan, Yunan ortaktan vazgeçti
Meteksan'dan 'Emsal' Proje
Parmak izinde bir aylık iş bir saatte indirildi
Meteksan - Intracom nişanı bozuldu
Okulu kırdın mı baban ensende
EMC, Atılım 2002'de yer aldı
Ankara'nın En Büyük Şirketleri
Türkiye'nin En Büyük 500 Özel Şirketi
Sektörlere Göre En Büyükler
"Barış Tırmanışı"
Himalayalar' a Barış Bayrağı
Anadolu'da Bilişim Devrimi
MEB'de Devlerin Savaşı
Internette Türkçe Eğitimi
Oracle krizde farklı sektörlere açıldı
TÜSİAV yılın firmasını seçti
Meteksan Sistem yılın firması seçildi
Barış dağlarda gezer
Everest Fatihi
Meteksan Sistem Tunç Fındık ile Himalayalar'da
TanrılarınTahtına Yolculuk-Everest Tırmanışımın Hikayesi
Atılım 2002'de İstanbul'da Ankaralıları buluşturdu
Toplantıdayım, döneceğim
Ankaralı kullanıcılar İstanbul'da teknoljiye doydu
TÜSİAV Üstün Başarı ve Hizmet Ödülleri
BİMY seminerlerine özel sektör ilgisi
TÜSİAV Ödülleri
Bilişimin patronları buluşuyor
Mektubunuz var
Yatırımcının gözü onda
Bilişimde Sihirli Formül
Şeffaf yarınlar için e-Devlet
Meteksan'dan Türkçe Eğitim Portalı
Meteksan sermaye artırdı
Kamu için önemli bir fırsat
Teknoloji geliştirme bölgeleri / Teknoparklar
Ankara Cyberpark
Avrupa, rekabeti pazaryeri: e'Siz olmaz
e-Sigorta Koçsistem, Meteksan Konsorsiyomu
Meteksan Net, Telekom şirketi olmaya aday
e-Türkiyem Benim
BEA-Meteksan işbirliği artıyor
Türkiye TV mail ile tanıştı
Meteksan Sistem'e ortak geliyor
Sektör gene gümrüklerde hapis