e-Türkiyem Benim

Ocak
IT Business

Ekonomik göstergeleri takip ettiğimiz bir yıl oldu 2001... Toplumun çok önemli bir bölümü, rüyalarında ayemef gördü. Pek çok yeni terim, ‘lingo’muza dahil oldu; ‘Arjantin gibi olasın inşallah’, ‘ayemef çarpsın ki’, ‘likidite sorunum var sevgilim, sinemaya gitmeyelim’ ya da ‘peynir kotasyonuna uyun çocuklar’ gibi... Avrupa Birliği’ne önemli sözler verdiğimiz bir yıl aynı zamanda 2001... Bilişim teknolojileri açısından baktığımızda, e-devlet önemli bir Avrupa Birliği kriteri olarak gündemimize girdi. Haziran 2001’de e-Europeplus dokümanı altına imza attık. Adına da e-Türkiyeartı dedik. E-Türkiye+ aşağı, e-Türkiye+ yukarı geçirdik yılın ikinci yarısını. 2003 yılına kadar yapılması gerekenleri belirlemek ve bu arada ilk altı ayda yaptıklarımızı açıklamak için Şubat ya da Mart 2002 gibi bir rapor hazırlamak için de söz verdik Avrupa Komisyonu’na. e-Türkiye+’nın sahibi arandı. Burada, bilişimcileri tedirgin eden farklı kriterler elbette var; olmalı da. Ancak gözden kaçırmak istediğimiz önemli bir nokta söz konusu; e-Europe+’da yer alan kriterlerin hiçbirisi, AB’ye katılım için bir ‘olmazsa olmaz’ ön koşul olarak genişleme dosyasında yer almamakta; dolayısı ile e-Türkiye+’da yer alan bileşeler de...

Neyse, Sayın Çetin Altan’ın söylediği gibi: “enseyi karartmayalım.”

Aslına bakarsanız, e-Europe+ girişimi, kamunun bilişim yatırımlarına olan ilgisini çok önemli bir şekilde etkiledi: bürokraside ‘yokmuş’ gibi davranmak zorlaştı. Yoksa bugün ortaya çıkan kamu projeleri e-Europe+ ile birlikte belirlenmedi. Devlet Malzeme Ofisi, interneti önemli bir araç olarak kullanmaya başlayalı neredeyse iki yıl oluyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, kurum altyapısını son derece sağlam bir şekilde hazırladı. Vergi Daireleri, Gümrükler, SSK, Bağ-Kur gibi kurumlar ise, projelerinin en uygun kapsamının belirlenmesi konusunda yoğun bir çalışma içerisinde. Mernis, teknolojinin olanakları ile birlikte her gün daha da serpiliyor, güçleniyor.

Kamu ile bilişim sektörünün birlikte çalışması, bu gelişimin en büyük lokomotifi. Bu lokomotif, önceleri kurumların işlerini kolaylaştırmak hedefine odaklanmışken, bu odaklanma bugünlerde, topluma yönelmekte. Bu yönelimi sadece e-Europe+ ile açıklamayı denemek doğru olmayacaktır.

E-Europe+ ışığındaki e-Türkiye+ girişimi, sadece kapsamı ile değil, içerdiği hedeflerle birlikte değerlendirildiğinde daha almamız gereken çok yol olduğu ortaya çıkmaktadır. Örneğin Taylor Nelson Sofres tarafından yapılan “Government Online A National Perspective: Turkey” araştırması (http://kurul.ubak.gov.tr/edevlet/) , bunun önemli bir göstergesidir. Bu rapor, uluslararası bir araştırmanın Türkiye ayağını oluşturmaktadır. Bu rapora göre, Türkiye halkının %3’ü, e-devlet sitelerinden yararlanmaktadır. Bunların çoğu bilgilenmek için interneti kullanırken, 1/3’ü form ya da dilekçe gibi evrakları internet üzerinden temin etmektedir. Raporda beklenmedik olarak değerlendirilebilecek en önemli sonuç şu: Kullanıcıların eğitim ve gelir düzeyi arttıkça, e-devlet hizmetlerinden yararlanmakta bir ‘güven’ sorunu beliriyor. E-devlet kullanıcılarının %59’u ise 25 yaşın altındaki ‘genç’lerden oluşmakta.

e-Europe+ girişimi, önümüze önemli hedefeler koyan bir belgedir. Bununla birlikte, e-Türkiye+ girişimimizde, farklı kriterleri göz ardı edemeyiz. Bu hedeflere ulaşılmasındaki en önemli engel, toplumun bilinçlendirilmesi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bilinçlendirme olmaksızın, internete bağlanıyor olmasına karşın e-devlet hizmetlerinden yararlanmayan %16’nın (aynı araştırma verilerine göre) devletle ‘hiç işinin olmaması’ pek de akla yatkın görünmüyor.

UCLA tarafından sürekli olarak güncellenen “Surveying the Digital Future” çalışmasında (http://ccp.ucla.edu/pdf/UCLA-Internet-Report-2001.pdf), Amerika Birleşik Devletleri için yapılan çeşitli yorumlar söz konusu. Benzer durumlarla bizler de yakın gelecekte karşı karşıya kalacağız; örneğin deneyimli kullanıcılar ve yeni internetçiler arasındaki uçurum sürekli olarak deneyim lehine büyüyor... Deneyimli kullanıcıların beklentilerine yönelik içerik ve kullanım, yeni kullanıcılar için kolay değil. Bir başka nokta, %72’si internet kullanıcı olan ABD’lilerden internete bağlanamayanların en büyük nedeni (%28), bilgisayar ya da benzeri bir internet erişim olanağı bulamamak.

Bu durumda, e-Türkiye+ girişiminin önemi daha da artıyor; mevcut çalışmalarımızı ivmelendirmek, ve bu ivmelenme sırasında da ilk sırada yer alan “herkes için uygun fiyatlı iletişim hizmetleri” maddesini gözden kaçırmamak...

Belki beş yıl sonraki ‘lingo’muza ekler gelir... ‘dieselin kopsun inşallah’, ‘chatlatıcam şimdi bi tane’ ya da ‘datan hek edile e mi....’
Coşkun Dolanbay
Meteksan Sistem A.Ş.

Basında Biz 2002