Teknoloji geliştirme bölgeleri / Teknoparklar
Ocak
TBD Dergisi
Sanayileşmiş ülkelerde, yeni teknolojileri üretmek için başlatılan dev projeler, değişik uygulamalara açık, çok amaçlı girişimlerdir ve bunların tümünde devletin etkin bir biçimde yer aldığı görülmektedir. İlk girişimlerin başlamasında ön ayak olan devlet, gelişmeleri desteklemekte ve bu projelerin ürünleri için pazar yaratma işlevini de üstlenmektedir.
Tüm dünyada, özellikle son 30 yıl içinde, elde edilen bilimsel bilginin teknolojinin hizmetine en kısa sürede sunulabilmesinin önemi göz önünde tutularak bilim ve teknolojide bir entegrasyona gidilerek başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde ve yeni sanayileşen ülkelerde bilim ve teknoloji parkları oluşturulmuş ve bugün sayı olarak 1000’e yaklaşmıştır. Bunlara genel olarak teknopark denilmektedir. Yaygın olarak bilim ve teknoloji parkları olarak da adlandırılan bu parkların faaliyetleri temel olarak benzer olmakla birlikte içerdikleri faaliyetlere göre ülkeden ülkeye isimlendirmede farklılıklar görülmektedir.
ABD ve Norveç’te araştırma parkı, İngiltere’de bilim parkı, yenilik merkezi, teknoloji borsası, Almanya’da teknoloji merkezi, Fransa’da teknopol, Japonya ve İtalya’da teknopolis olarak isimlendirilmektedir.
ABD’de bugünkü anlamda ilk teknopark örnekleri North Carolina Eyaletinde kurulan Araştırma Üçgeni Parkı (Research Triangle Park) ve Massachusetts Institute of Technology (MIT) çevresinde kurulan 128 sayılı Karayolu (Route 128) ve Kaliforniya’da Stanford Üniversitesi yanındaki Silikon Vadisi (Silicon Valley)’dir.
Research Triangle Park 1959 yılında kurulmuştur. 1965 yılında IBM ve EPA şirketleri de buraya yerleşmiştir. 1994 yılı Mart ayı itibariyle 65 araştırma şirketi, 55 hizmet şirketi ve 34 000 çalışanı vardır.
Silicon Vadisinde ise çoğunlukla bilgisayar ve elektronik alanda çalışan 3 000 kadar küçük ve orta büyüklükte firma bulunmaktadır.
İngiltere’de kurulan ilk teknopark Heriot-Watt araştırma parkıdır. Aynı yıl Cambridge Bilim Parkı da kurulmuştur. 1972’den sonra 10 yıl kadar başka park kurulmamıştır. 1982 yılında Merseyside Bilim Parkı, 1983 yılında Aston, Bradford, Leeds ve Glasgow Bilim Parkları, 1992 yılında Emmerson Bilim Parkı ve Cranfield Teknoloji Enstitüsü kurulmuş ve 1992’de bilim parkı sayısı 40’a ulaşmıştır. Cambridge Bilim Parkı İngiltere’nin en büyük bilim parkıdır.
Fransa’da halen 20’nin üzerinde yeni teknoloji merkezi kurulmuş ve kurulmaktadır. En büyükleri Sophia Antipolis, Grenoble-Meylan ve Toulouse’tadır. Sophia Antipolis Teknoloji Parkı 1969 yılında kurulmuştur. 1005 şirketi barındıran dünyanın en başarılı örneklerinden biridir. Ana faaliyet alanları bilgisayar ve uzaktan veri işleme, elektronik ve otomasyon, tıp, eczacılık, kimya, biyoteknoloji ve eğitimdir.
Japonya’da teknopolis olarak adlandırılan bu tür merkezler merkezî hükümet tarafından desteklenmektedir. MITI (Uluslararası Ticaret ve Sanayi Bakanlığı) teknopolislerin kurulmasında etkin rol oynamaktadır. Ayrıca Avustralya’daki teknopolislerin kurulmasına da öncülük etmektedir.
Yeni sanayileşen ülkeler arasında Çin, bu konuda çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır. İlk olarak 1985 yılında Shengzhen Bilim ve Teknoloji Parkı kurulmuştur. Bugün Çin’de 52 adet yüksek teknoloji geliştirme bölgesi bulunmaktadır.
Teknoparklar sadece bu ülkelerde değil, sanayileşme hamlesi yapmak isteyen birçok ülkede yaygın olarak bulunmaktadır.
Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin öncelikli amaçları üniversiteler ile kamu ve özel araştırma kurumlarındaki bilim ve teknoloji altyapısını sanayi sektörü başta olmak üzere ekonomik faaliyetlerle bütünleştirerek geliştirmek, genç ve yeni girişimciler ve küçük ve orta ölçekli sanayicilerimizin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak ve yeni ürün ve üretim süreçlerini geliştirme olanakları yaratmaktır. Böylece hızlı teknoloji transferinin yanında, yenilikçi ürün ve üretim anlayışı yaygınlaştırılarak, ülke bilim ve teknoloji kaynakları, özellikle üniversitelerin araştırma-geliştirme potansiyelleri, sağlanacak etkin üniversite-sanayi işbirliği ortamlarında, sanayinin rekabet gücünü geliştirerek, ekonomik hayatı ileri teknoloji yoğun mal ve hizmet üretimine yönlendirebileceği öngörülmektedir..
6 Temmuz 2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Teknoloji Geliştirme Bölgeleri kanunu, benzer fırsatı ülkemiz için de sunmaktadır. Hazırlanan bu Kanun ile bilgi ve teknoloji yoğun üretim ve girişimcilik desteklenerek;
- Araştırma-Geliştirme faaliyetlerini artırmak, ekonomik gelişme ve bölgesel kalkınmaya katkıda bulunmak,
- Girişimcilik ruhunun atılıma geçmesini sağlayan girişimcilik eğitimini ve yeteneğini geliştirmek,
- Yenilikçi hizmet ve mal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve yaygınlaştırmak, böylece rekabet gücünü artırmak, bilgi ve teknoloji yoğun mekânlarda yeni sanayilerin kurulmasını teşvik etmek, böylece ileri teknolojiye sahip yatırım alanlarının gelişmesi ile eğitilmiş, vasıflı işgücü istihdamına da katkı sağlamak,
- Mevcut AR-GE gücünü ve teknolojik altyapıyı ekonomik hayatla birleştirmek amacıyla Teknoloji Geliştirme bölgelerinin Devletin bilim ve teknoloji geliştirme politikalarına uygun olarak oluşturulması hedeflenmiştir
Bu Kanun çerçevesinde Teknopark veya Teknoloji Geliştirme bölgesi ise yüksek / ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE Merkez veya Enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticarî bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsü içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği site olarak tanımlanmaktadır.
Kanunun sağladığı destek ve muafiyetler
Yazılım ve AR-GE’ye dayalı üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar beş yıl süre ile gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu süre Bakanlar Kurulu kararı ile 10 yıla kadar uzatılabilir.
Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri, Bölgenin kuruluş tarihinden itibaren 10 yıl süre ile her türlü vergiden istisnadır.
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince bu bölgelerde AR-GE faaliyetlerinde bulunan kişi, kurum veya kuruluşlara makbuz karşılığı sponsor olarak yapılan bağış ve yardımlar toplamı vergi matrahında indirim konusu yapılabilecekdir.
Bu bölgelerin veya bu bölgelerde yer alan işletmelerin kuruluş ve işletme safhalarında istihdam edilecek personel, mensup oldukları üniversite, kamu kurum veya kuruluşlarının izni ile, sürekli veya part-time çalıştırılabilir. Yönetim ve teknik hizmetlerde sürekli çalıştırılacak personel, emeklilik ve terfileriyle ilgili özlük hakları saklı kalmak kaydıyla ücretsiz izinli sayılırlar. Üniversite mensuplarının bölge ve bölgede yer alan girişimci ve üretim birimlerinde çalışarak elde ettikleri gelirleri, üniversiteler döner sermaye yönetmeliklerinin dışında tutulur. Bu muafiyetlerden yararlanabilmek için şirketlerin mutlaka belirlenen bölgede faaliyet göstermeleri gerekmektedir. Yukarıda sayılan destek ve muafiyetlerin istenen amaca ve hedefleri gerçekleştirmede ne kadar yeterli olacağı konusunda çeşitli eleştiriler yapılmakta ve kanunun uygulamasında karşılaşılacak sorunlar çeşitli taraflarca dile getirilmektedir.
Bunlar kısaca özetlenecek olursa,
Geçici madde ile daha önce teknopark statüsünü almış ODTÜ ve TÜBİTAK MAM teknopark olarak kabul edilmişlerdir. Bu teknoparkların bünyesinde yer alan şirketler hemen destek ve muafiyetlerden yararlanabilmektedirler. Örneğin ODTÜ teknoparkında doluluk sağlanmış yeni işletmelerin yer alabilmesi için yeni yatırım yapılmaktadır.
Yeni kurulacak teknoparkların bu muafiyetlerden yararlanması zaman alacaktır. Kanunu öngördüğü ve 6 ayda hazırlanacağı belirtilen yönetmelikler yeni teknoparkların kurulmasını zorlaştırabilir veya kuruluş süresi şekli zorunlukların yerine getirmesi nedeniyle uzun olabilir. Beş yıllık bir muafiyet süresinde kuruluş süresinin 1-2 yıl sürmesi kanunun istenen amacı ve hedefleri gerçekleştirmesini daha baştan olanaksız kılacaktır.
Teknoparkların genellikle üniversite bünyelerinde kurulacağı ve üniversitelerin kendi üniversite personelini kullanma konusunda şirketlere zorlama yapabileceği söylenmektedir.
Yasada AR-GE personeli tanımının pek açık olmaması ve firmaların sadece AR-GE personelinin muafiyetlerden yararlanması nedeniyle şirketlerin sadece AR-GE personelini bu bölgelerde tutacağı ana birimlerini bu bölgelere getirmesinin pratikte yararlı olmayacağı veya bütün personelini bir şekilde bu sıfata uygun duruma getirmek için zorlamaların yapılacağı ileri sürülmektedir.
Yasa muafiyet ve desteklerinin Serbest Bölgeler kanunu ile karşılaştırıldığında avantajlı olmadığı aksine serbest bölgeler kanununda süre kısıtlaması KDV muafiyeti gibi avantajı olduğu söylenmektedir.
Basında Biz 2002