Adını dağlara yazdı

22.09.02
Akşam Gazetesi


Bazılarına göre teknolojinin herşeyi sunduğu rahat bir yaşam şekli varken: kar-kış, soğuk-sıcak demeden, haftalar hatta aylar boyu dağların zirvesinde doğa ile mücadele etmek delilik sayılabilir. Oysa bunu yaşam biçimi edinenlere göre hiçbir psikiyatristin yapamayacağı bir terapi, tırmanmak. Dağcılık herşeye daha sakin bakabilme yetisi kazandıran, hayata daha yukarıdan bakmayı, daha farklı olmayı öğreten, hedefe ulaşırken, önünüzdeki engellerle nasıl mücadele edeceğinizi gösteren bir doğa sporu.

“Ben bu rahat hayatı çok fazla sevmiyorum” diyenlerden Tunç Fındık, şehirdeki evinde değil, dağlarda çok daha rahat. Çünkü şehir yaşamını ve parayı sevmiyor. Dağlarda parayla ilgili hiçbir sorunu yok ki. Dağlar özgürlük demek onun için. Orada hiçbir karışanı da yok...Dikey yerlerde olmak, boşluk hissi, yükseklerde, soğukta olmak, kara, buza, kayaya değmek...İşte bu duygular onu dağlara çeken.

Peki ya ölüm riski? Diyecek oluyoruz. Bunun bir tecrübe işi olduğunu, ancak tecrübeli dağcıların da öldüğünü söylüyor deneyimli dağcı. “Sonunda para değil manevi bir keyif var. Yoksa ne parası ne de seyircisi var bu sporun. Üstelik define avcısı ya da terörist muamelesi gördüğümüz bile oluyor çoğu zaman” Tunç Fındık Başkent üniversitesinde turizm alanında öğretim görevlisiydi ve saygın bir işi vardı. Fakat bir yandan çalışma ortamının klasik tatsızlıkları ve yorgunlukları, diğer yanda dağlarda daha fazla zaman geçirme ve ciddi hedeflere yönelmek isteğinin arasında kaldı. Tercihi dağlardan yana oldu. Evli olarak yılın dört ayını dağlarda geçirmeye başladı. Eşi dağcı olmamasına karşın, kendisinin büyük destekçisi oldu. Çünkü kocasını böyle tanıyıp sevdi. Zaten evlendikten sonra değişecek bir adam değildi ve hiç değişmedi.

EL KAIDE KOL GEZERKEN

Tutkulu bir dağcı olan Tunç Fındık “Uluslar arası Barış Tırmanışı” projesinin mimarlarından. İlki Ağrı Dağı’na gerçekleştirilen tırmanış ile başlayan projenin ikinci hedefi 8047 metrelik Broad Peak zirvesiydi. İki ay sürmesi planlanan tırmanışın amacı, “farklı milliyet, din, dil ve ırklardan oluşan Everest tırmanıcılarının bir araya gelerek Dünya Barışını sembolize edecek şekilde, birliktelik ve kardeşlik içerisinde geleneksel olmaya aday bir tırmanış gerçekleştirmekti. İşte Fındık’dan arkadaşı Gonzales’le birlikte, sıcak çatışmaların yaşandığı ve El Kaide militanlarının kol gezdiği bölgeden geçtiğimiz Temmuzdaki geçişlerinin öyküsü.

“İslamabad’dan Kuzeydoğu Pakistan’a ve Çin’e uzanan Karakurum’da, İndus Nehrinin dar kanyonu boyunca uzanan tehlikeli yolculukta, Baltistan Bölgesi’nin en büyük eşleşimi Skardu’ya iki günde varabildik.Bu bin kilometrelik yol, aslında eski ipek yolu rotasıydı. Yol üzerinde geçtiğimiz Kohistan Bölgesinde, şehir rehberlerimiz tehlikeli Patan kabilesinin ve zaman zaman da Afganistan’dan kaçan El Kaide militanlarının olduğunu söylüyordu. Patanlar daima silahla dolaşan ve hiç için insan öldürebilen kimselerdi. El Kaideciler ise yabancı turiste karşı büyük tehlike oluşturmayan bir grup olarak tanımlıyorlardı. Ancak her zaman dikkatli olmamız ve bu grup tarafından farkedilmememiz gerekiyordu.”

Basında Biz 2002