8800 metreden dünyaya bakmak

Temmuz
TRT Dergisi

Tunç Fındık, Türk Bayrağı’nı bir kez daha Everet’e dikti.

Çok, çok yükseklerdesiniz. Oraya, zirveye bir astronot gibi gittiniz. Gözlerinizin önünde 600 kilometrelik bir görüş alanı var. Yıldızlar sanki uzansanız tutabilecekmişsiniz kadar yakın, bulutlar ise belki binlerce metre altınızda. Sizden yüksek hiçbir şey yok o anda. Sizde orada olduğunuza inanamıyorsunuz. Evet yeryüzünde olabileceğiniz en yüksek yerde, zirvedesiniz, Everettesiniz....

Tunç Fındık, 23 Mayıs günü gece saat dokuz civarında başlamış tırmanışa. Sabah saatlerinde zirvede, saat dört civarında aydınlanan gün, belki dünyaya yeniden bir bakış getirmiş.

Tunç Fındık, milyonlarca dağcının hayalini kurduğu, ancak çok azının gerçeğe dönüştürebildiği bir işi başardı. Everest’e tırmandı. Yükseklere tırmanmanın yanısıra, dağcılıkla ilgili rehber kitaplar yazan, çeviriler yapan Tunç Fındık, Bilkent Üniversitesinde spor öğretmenliği yapıyor. Dergimize, Nasuh Mahruki’den sonra ikinci kez Türk bayrağını diktiği Everest tırmanışını anlattı Tunç Fındık

“Muhteşem” olarak tanımladığı dünya’nın zirvesinde, Everest’e çıkış öyküsünden önce de birçok tecrübesi var. Yaklaşık onbir yıldır uğraşıyor teknik tırmanıcılıkla ama ondan evvel de onyıllık bir yürüyüş, mağaracılık gibi doğa sporları geçmişi var. Daha çok kaya ve buz duvarına tırmanıyor. Türkiye’de kendi açtığı 70’den fazla rotası var. Şimdiye kadar birçok kış ilk tırmanışları, Türk ilk tırmanışlarını gerçekleştirmiş. Kaya, buz, kar, Türkiye’nin her yerinde ve Yurt dışında da, Bulgaristan, Alp dağları, Fransa, İskoçya dağları, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Kafkasya ve en son Himalaya Dağları gibi birçok yere tırmanmış. Çok sevdiği ve ona her konuda yardımcı olduğunu söylediği bir eşi var. Hobi olarak ta maketçilik yapıyor ve dağcılığın ya da doğa sporlarının bir yaşam biçimi olduğunu söylüyor.

Rehber kitapları var Fındık’ın. Son olarak Kaçlkar dağları ile ilgili olarak bir kitap yazmış. Sırada Aladağlar ve Everest kitapları var. Kitapları, kısa süre sonra okuyucuların beğenisine sunacak.

Bir Türk dağcının, Tunç Fındık’ın, Ağrı Dağı, Mont Blanc ve Everest zirvelerine yapacağı bu üçlü zirve tırmanışı projesinde bu yerlerin seçilmesinin sebebi, Türkiye’nin, Avrupa’nın ve dünyanın en yüksek noktaları olmaları. Ağrı Dağı, Mont Blanc ve Everest üçlü zirve tırmanışını Meteksan Sistem destekliyor. Bu sponsorluk sayesinde hayallerinin gerçekleştiğini söyleyen Tunç Fındık, Türkiye’de yaptığı şeylere yine bir şekilde para bulabileceklerini, ancak yurtdışındaysa bu tip tırmanışların çok pahalı olduğunu ve iyi bir sponsora her zaman ihtiyaç duyulduğunu ekliyor. Ağrı Dağı ve Everest çıkışlarını başarıyla tamamlamış Tunç Fındık. Aslında Ağrı Dağı’ndan sonraki Alpler’deki Mont Blanc’a çıkılıcakmış. Mevsimin ve hava şartlarının uygun olmaması nedeniyle, Mont Blanc en sona bırakılmış.

Projenin ilk ayağı olarak 14-15 Şubat tarihlerinde Ağrı Dağı’na tırmanmış. “Ağrı”dan yeni bir buz rotası çıkacaktık, ama hava çok kötüydü. Çok şiddetli ve kötü iklim şartlarında gittik. İyi hava koşulları olmadığı için Ağrı Dağı’nın klasik rotasından kış çıkışını yaptık. Ama o da yeteri kadar zorluydu” diyor.

Everest proje içinde uzun süre yazışmış. Mart 15’te başlayan Everest tırmanışı iki buçuk ay sürmüş. Haziran başında Türkiye’ye dönen dağcı, internet üzerinden yazışarak, kendisine uygun, rehbersiz bir ekspedisyon bulduğunu söylüyor ve “Birçok faaliyet Western Guided olarak geçer. Dağcılık bilginiz sınırlı olsada, çok tecrübeli, bilgili insanlarla gittiğiniz ve büyük miktarda para ödediğiniz için, şans eseri tırmanışı yapabilirsiniz belki. Ama bizimki çok profesyonel dağcılardan oluşan bir ekipti. Bir Kanadalı, bir Amerikalı ve bir İngiliz dağcıdan ve tabiiki Nepalli sherpalardan müteşekkil bir ekibimiz vardı. Bizim ekipten bir tek iki sherpamızla birlikte ben çıktım. Bunun da çeşitli sebepleri var, kötü hava koşulları, motivasyon gibi” diyor.

Bu zorlu maceranın nasıl başladığını şöyle anlattı deneyimli dağcı, “Ana kampı kurup, tırmanışa başlayacağımız yere yaklaşık on günlük yürüyüşle ulaşılıyor. Önce Katmandu’ya, Nepal’in başkentine gittik. Burada ekiple buluştuk ve hazırlıklarımızı yaptık. Bu yürüyüşü yapmak için helikopterle Lukla adlı bir kasabaya uçtuk. Burası, Kumbu vadisinde 2600 metrelerde bir sherpa kasabası. Nepal’in doğası çok güzel. Ormanların içinden, güzel patika ve kasabalarda on günlük bir yürüyüşten sonra en sonunda buzul arazisine ve dağların ortasında 5000 metrelik bir çanağa çıktık. Ana kampımız burada 5300 metrede kurduk. Nisan ayının başından itibaren iki ay boyunca buradan ayrılmadık, daha aşağıya inmedik. Ana kamp bile Ağrı Dağı’nın zirvesinden yüksek. Bu çok ilginç aslında. Tabii zaman uzun çünkü yüksek irtifaya uyum sağlamak gerekiyor. Mesela Ağrı Dağı’na bir haftada çıkıp inebilirsiniz, 5000 metrelik bir dağ. Ama Everest gibi bir dağ için en azından 50 – 60 gün ayırmak gerekiyor ki vücudunuz fiziki koşullara uyum sağlayabilsin.Ana kamp’tan daha ileride dört adet ara kamp kurduk. 6100, 7300 ve 8000 metrelerde. 7500 metreden sonra dış oksijen kullandık. Tırmanışın son döneminde, Mayıs başından itibaren yaklaşık 20 gün çok kötü bir hava dönemine denk geldik. Bir ara artık çıkamayacağımızı düşündük. Ama sonra şans yüzümüze güldü, tırmanabildik.”

Tunç Fındık, Everest’e ilk Türk çıkışını yapan Nasuh Mahruki’den farklı bir rota kullanarak çıktı. Mahruki şu anda Çin işgali altında olan Tibet’ten çıkmıştı. Everest’e çıkan ikinci Türk olan Tunç Fındık ise Nepal’den, dağın güney sırtından değişik bir rota çıkaran ilk Türk oldu.

Peki, filmlerde izlediğimiz korkunç sahnelerin benzerlerini yaşadılar mı acaba? “Hollywood filmlerini gerçeklerin çok üstünde, çok abartılı filmler. Filmlerde izlenenlerin hepsi bir dağcı’nın başına gelebilir ama bu kadar fazlası ve abartılı olanı değil. Dağcılıkla ilgili bir film yapılmış olsa, çok sıkıcı olurdu. Dağcılık, öyle gösterildiği gibi değil, rutin ve planlıdır.”

Aynı zamanda AKUT’un Ankara Operasyon Birim Sorumlusu olan Tunç Fındık’a AKUT’u soruyoruz. “AKUT 94’ten beri var. Ankara’da 1998’den bu yana faaliyet gösteriyor. Ankara, özellikle dağcılık konusunda daha uzman çünküdağlık bölgeye İstanbul’dan daha yakın. Bu yüzden daha etkili olabiliyoru. 15 – 16 kişilik bir AKUT ekibimiz var Ankarada. Afetlerde de İstanbul ekibi daha etkili ama Ankara ekibi de bu tür olaylarda görev yapıyor. Arama kurtarma konuları Türkiye’nin yaşadığı afetlerden sonra çok popüler oldu. Bu tecrübe isteyen bir iş. Sonuçta insan hayatı sözkonusu. 300’den fazla ekip var günümüzde. Bu ekipler deneyimsiz ve bilgili değil. Bu kurtarmacı, özellikle ilkyardım konusunda donanımlı olmalı. Bilgisi eksikse, kurtarma sırasında kendisi de bir tehlike içindedir. Bununla ilgili eğitimleri AKUT ve Sivil Savunma veriyor.”

Bu tırmanışlar biraz da doğaya kafa tutma mı? “Doğaya olmadık yerde kafa tutarsan karşısında durman olası değildir. Onunla işbirliği içinde olup, uyum sağlarsanızçok güzel şeyler yapabilirsiniz. Doğaya uyum şart. Doğayı tanıyıp, onun dilinden anlayıp, ona uygun hareket etmek gerekir” diyor ve dağcılığı kendi kendine ispat etme çabası olarak tanımlıyor Tunç Fındık. Bir doyum sağlama, Maslow’un hiyerarşisindeki kendini gerçekleştirme basamağı. Çok zor bir şeyi yapmış olmanın keyfi.”

Birkaç haftalık bir dinlenme sürecinde şu sıralar Tunç Fındık. Zirveler çağırıyor onu. Dünya’nın, Avrupa’nın ve Türkiye’nin en yüksek yerlerinden oluşan bu üçlemenin son ayağı, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek. Mont Blanc’a tırmanacak. Bunuda başaracağına hiç kuşkumuz yok. “Mont Blanc dağıda normalde zor bir yer değil. Özellikle yaz tatillerinde birçok dağcı tırmanıyor. Ama bizim gittiğimiz yer bayağı dik ve zor bir yer. Yürüyerek çıkılan yerleri de var ama ben o duvara tırmanarak çıkmak istiyorum. Mont Blanc’ın zirvesine giden en zor rota diyebiliriz. Dimdik 700 metrelik bir duvar. İlginç bir yer. Bir tek onunlada kalmayacak tabii. Bölgede çok miktarda dik kaya duvarı, buz duvarı var. Teknik olarak çok zevkli, dağlar. Kayaları granik, buzları da çok güzel olduğu için oldukça güzel tırmanışlar oluyor. Tırmanıcı arkadaşlarımdan Doğan Palut ile birlikte gidiyoruz ve birlikte çok miktarda ilk Türk çıkışı yapmak istiyoruz.

Dağcılık dağlılık değil, Bir kültür, bir düşünce işi. Satranç gibi. Yanlış bir hamle yaparsanız hayati sonuçlar doğurabilir. Teknikle birlikte bir düşünce üretim işi. Adım adım ilerletilmesi gereken bir spor. Herkes yapabilir bu sporu ama azimli olmak gerek.

Basında Biz 2001